Hani olur ya bazen, aslında sizi dertlere sokan bir durum vardır ama o anı, o durumu düşündüğünüzde arada küçük bi gülümseme yüzünüzde yer bulur.... İşte o moddayım....
Bunun ne veya kim olduğunu söyleyemiyorum kimseye, bence söylememem de gerek... Ama bir yandan da olanca gücümle haykırmak istiyorum...
Biliyorum bir kaç aya geçicek bu halim, tekrar geriye bakıp gülücem... Utanıcam belki, ama şu an durum bu.
Hayal kurmayı bırakmam gerekiyor, çünkü beni bu duruma sokan hep çok düşünmek, bolca hayal kurmak oldu. Böyle değildim en en başında. Her şey sonradan oldu. Ayrıca bu durumdan çıkış biletimin de yolu hayalleri bırakmak.
Gitmiycek olsaydım daha kolay olabilirdi çözüme ulaşmam ama böyle bir olasılık yok.....
Cuma, Temmuz 15, 2011
Chasing pavements
Gönderen ecs zaman: 7/15/2011 10:26:00 ÖÖ 0 yorum
Pazartesi, Temmuz 11, 2011
Güzel İzmir
Üniversitede İstanbullular dışındaki bütün yakın arkadaşlarımı Ege yöresinden buldum ve bunlardan 3'ü ( ki toplamda 4 kişi bunlar) İzmirli. Ama gel gör ki koskoca 4 sene boyunca İzmir'e hiç gidemeyip son 2 aya sığdırdım ziyaretlerimi.
İzmir'in Kuşadası' na yakın oluşu, yani benim baba tarafıma hep biraz oradan kaçış sebebim oldu.Yalan söylemiyim. Zaten kuzenime yakalanma korkusu da vardı ama iyi atlattım =D
Sevdim ben İzmir'i. İstanbul'u çok seviyorum o ayrı, başka bir yerde yaşamak istesem de her an burayı özliyceğimi, arıycağımı biliyorum...
Sakin İzmir bizimkilerin dediği gibi. Telaş yok hiç. Her taraf genişcecik, herkes rahat... Belki de bu çekti beni oraya. Az da olsa serde egelilik var. =D
Ama tabii bazen bu kadar rahatlık beni birazcık rahatsız etti. Denize saat 2 de mi varılığ???? =D
Bi de klasik egeli modu şu: yapılacak iş mi var? tepki : 'amannn yarın bi ayılalım öyle yaparız' =D bayağı iyi ...
Gidince hiç dönesim kalmadı. Döndüğüm sabah, minibüs caddesindeki korma seslerini duyunca 'burada ne işim var benim' derken buldum kendimi. Zaten İzmir'de otogarda 'bi şey olsa da kaçırsam otobüsü' diye çok geçirdim içimden. Ayrılıyorum diye ağladım, midem bulandı...
Aslında arkadaşlarımdan ayrıldığım içindi bunlar, anlamamazlıktan gelemem. Çünkü bu mezuniyet döneminde en çok eğlendiğim zamanların bir bölümü İzmir'de geçti. Her iki seferinde de.... Çok kısa zamanda arka arkaya gittikten sonra, bir daha çok uzun zaman sonra gidebilicek olmam bayağı dokunuyo.
Güzel yer İzmir, pek çok ilkleri de orada yaşadım. O kadar çok gezmeme rağmen ilk defa leyleği havada İzmir'de gördüm Şirince'ye giderken. İlk defa kabak çiçeği dolması yedim, kafama gerçek papatyadan yapılmış taç taktım. Sıcak midye yedim, İzmir'in bütün toplu taşımalarını kullandım, Kentkartım oldu, pespembe bir odada uyudum, Balka yedim, Kordon'da çiğdem çitledim, boyoz ve gevrek tattım, çılgın bi şekilde ikinci balo elbisesini aldım...
Mutluydum orada, keşke orada yaşasam dedim ama İstanbul'a geldiğim andan bir müddet sonra yine alıştım buraya. Ve anladım beni bi tek İstanbul paklar.....
Gönderen ecs zaman: 7/11/2011 05:31:00 ÖS 0 yorum
Pazar, Temmuz 10, 2011
And I feel.....
Gönderen ecs zaman: 7/10/2011 02:20:00 ÖS 0 yorum
Cuma, Temmuz 08, 2011
Men's manual to my life
Evet....
Yıllardır yapmadığım yapıyorum ve paylaşıyorumm
Ergenken, feci ergenken ( ki yaş 18 e tekabül eder bu durum, yani sene 2006) çok sevgili kankilerim günün birinde 'ideal erkek' listeleriyle karşıma geldiler, ve ben hiç bişiden geri kalmadım ve ben de yazdım bir liste...
Burada onu paylaşıcam- ki orijinali 75 maddelik- ama her maddeyi paylaşmam çünkü bazıları outdated olmuş durumda, bazıları çok saçma.... Galiba eklemeler de yapabilirimmm.... Ayrıca yanlarına minik commentler de yapıcam... =D
1) Öncelikle adam gibi adam olsun - ( klişe moduyla başlamışım)
2) Öküz olmasın; duyarlı, saygılı olsun - (pardon ama böylesini bulmak bayağı zor... üretilmiyolar)
3) Şirin bi gülümsemesi olsun
4) Gülünce gözleri de gülsün, içten olsun yani.- ( çok şey bekliyorum)
5) Gözleri anlamlı olsun. Anlamlı baksın. Anlaşmak için illa ki konuşmak gerekmesin.- ( medyum arıyorum kendime tanımı bu olsa gerek)
6) Göz rengi çok önemli değil. Yani kahverengi büyük bi ölçüde tavım ama ille kahveden başka renk söyleyin derseniz mavi diyeceğim.
7) Kocaman olsun- ( şimdi bunu yanlış anlamayalım. Her okuyan fesatça yorumladı. Anlatmak istediğim uzun boylu, boylu poslu, endamlı olsun)
8) Bana sarıldı mı kollarının arasında kaybolur gibi oliyim. - ( bu durum için zayıflamam lazım, hala idrak edemedim)
9) Kollar çok önemli. Lütfen kaslı olsun. Büyük olsun. -( fetişim üzgünüm)
10) Hafif bi göbeği olsun. Sıkıp sıkıp oynarım.
11) Eller de büyük olsun. Yüzük takanlar tercihim.
12) Gözlüklü olabilir.-( daha doğrusu olsun. Yolda dönüp baktığım erkeklerin %70 i gözlüklü. siz düşünün)
13) Etkileyici sesi olsun. ( olsun ya. çok önemli bu)
14) Konuşkan olsun. -( ben dünyanın en sessiz, en az konuşan insanı olduğumdan sıkılmamak adına bu gerekli)
15) Kimsenin sallamadığı, küçük ama garip, bu yüzden de komik olan ayrıntılara dikkat edip, bunları benimle paylaşsın.
16) Onunla her konuda konuşabileyim. ( önemli la bu)
17) Hayattan zevk almasını bilsin.
18) Beni korusun, kollasın ama çok da maço olmasın
19) Özgürlüğümü kıstlamaya kalkmasın
20) Her an yapışık gezmeyelim. birbirimizi özleyecek zamanlar yaratalım ki insanlarla sosyalleşelim.-( hem de vuslat tutkulu, anlamlı olsun di mi ama)
21) Telefona bağımlı yaşamayalım. - (gerçekten, her dakika telefon, mesaj hiç benlik değil)
22) Eğitimli, bilgili olsun
23) Annesi her şeye karışmasın. - (biraz fazla hayal kuruyomuşum)
24) Neyin nerede, ne zaman yaplacağını bilsin. -( sert konuşmuşum)
25) İlk adımları hep o atsın- ( naaptın be bacım... çok şey bekliyon sen)
26) Dans etmekten tiksinmesin
27) Saçlarıyla oynamama izin versin
28) Dondurmayı sevsin
29) Benden her an güzel yemek yapmamı beklemesin. -( üşengecim herkes bilir)
30) Çok uyuyorum diye beni eleştirmesin
31) Seyehat etmeyi sevsin
32) Korktuğum şeyleri yapmaya zorlamasın
33) Bilgisayar, PS falan bunların bağımlısı olmasın
34) Deniz ve denizle ilgili şeyleri sevsin
35) Giyimde normal, klasik bi tarzı olsun. -( hipster istemiyorum yani)
36) Zaman zaman kaçıp sessiz, tenha yerlerde tatile gidelim. -( assos tercihim bilginize =D )
37) "Dünyaları ben yarattım" edasıyla gezinmesi.- ( ego ya bi kontrol lütfen)
38) Birlikte markete gidelim, alışveriş yapalım...
39) Ben uyurken beni seyretsin
40) Güzel dudakları olsun
41) Dövmesi olmasına hayır demem tabii ki.
42) Her şeyi iddia etmesin. Hep ben haklıyım havalarında olmasın.
43) Benim kuzencanla iyi arkadaş olsun
44) Kültürel aktivitelere gidelim.
45) Çocukları sevsin. İyi bi baba olabilsin
46) Anadolu yakası insanları tercihim
47) Çok iyi yaptığı bi şey olsun
48) Bazen çocuk gibi olabilsin
49) Bazen sırf make-up seks yapmak için beni kızdırsın, kavga edelim
50) Özelimizi herkesle paylaşmasın
51) Birlikte tembellik yapabilelim. - ( lütfen!! )
52) Kedileri sevsin. Kedimiz olsun
53) Doğum günlerimde sürpriz parti uğraşlarına girmesin. -( sevmem ben)
54) Sürekli bir şeyler yapmak istemesin
55) Alkol sevsin
56) Sarhoş olduğumda bana katlansın
57) Omuzları geniş olsun- ( başka önemli bi fetiş)
58) Beni nelerin baştan çıkardığını bilsin.
evet.... listeyi 58 e indirebilmişim ekliyceklerim de şunlar olabilir
59) Yelken yapabilsin. Ne biliyim yelkenlimiz olursa, denize açılıp gidelim
60) Pazar sabahı hayali olsun. Demek istediğim mükellef bi kahvaltı, sonra herkesin gazete okuduğu zaman falan. bunlar....
Durum bu.
Tabii ki hiç kimsede bunların hepsinin olmasını beklemiyorum. Olamaz da zaten. Ki ben neyim ki ne istiyorum. Bu da başka bi faktör
Amaaaa
Bu özelliklerin çocuğuna sahip birine illa ki de aşık olucam diye de bi şey yok.....
Gönderen ecs zaman: 7/08/2011 07:40:00 ÖS 0 yorum
Pazartesi, Temmuz 04, 2011
Let's talk about sex baby!!
Küçükken hayallerim vardı be, umutlanırdım....
Şiir yazardım, tiyatro, müzikal yapardım, dans grubundaydım.
Şimdi bi öküz olup çıktım....
Gerçekten, TV karşısında göbek kaşıyan tiplerden biri olmam an meselesi.
Zaten hiç bir şeyin beni heyecanlandıramaması ayrı bi durum.
Aşk meşk de aramaz oldum artık. Daha doğrusu küçükken inanırdım da şimdi öyle bir dünya yok benim için.
Çünküüüüüü ;
Öncelikle bayağı bi bencil olduğumun farkına vardım. Bencilim ama kendi yaşamım açısından.
1)Tek başıma olmayı seviyorum. Yani her akşam mutlaka kendi başıma, etrafımda kimse olmadan geçirebileceğim en az 1 saat olmalı bence. O yüzden kimseyle paylaşamam bi yeri.
2)Ayrıca tek başıma uyumayı seviyorum. Böyle biri bana sarılıcakmış, öyle uyuycakmışız falan... Benlik değil sanki. Vallahi daral gelir bana. Ben küçükken bile ortada yatmayı sevmezdim. Kendime ait yastık ve yorganım olmalı, onlara sarılırım. Ayrıca ayağım mutlaka o yorganın altından çıkacak!!!!
3) Ayna karşısında dans edip şarkı söylemeyi seviyorum ve bunu rahatça yapabileceğim tek ortam yalnız olduğumda. Hem ben o ayna karşısında hayal de kuruyorum, kendine kendime konuşuyorum, hayal kurduklarımla konuşuyorum, tanışıyorum, kavga ediyorum. Ve her şey benim istediğim gibi oluyor... bu yüzden güzel
4) Anneme bile hesap vermezken, başka bir insana 'şuraya gidiyorum, şunu yapıyorum, şunlayım' diye hesap vericek olmak biraz ters bana. Ayrıca bu ilişki durumlarında illa ki kısıtlama getirmeler oluyor. Bir balık burcu kadını olarak özgürlük kısıtlanması ve ben... Yan yana duracak iki şey değil.
Ama yani yanımda biri olsa fena olmazdı di mi yani... Ne biliyim, insanın güvenebileceği, eve geldiğinde koltukta yanına oturup TV ya da fil izleyebileceği, beraber dondurma yiyebileceği, pazar sabahları beraber kahvaltı edip sonra gazete okuyabileceği biri olması güzel olurdu sanki....
Tabii öpüşüp, koklaşıp, beraber olmak da bunun kaymak cilası.....
İşte gerçekten bu konu en büyük derdim şu anda.
Biraz da beynime vurdu artık sanırım.
O derece ki zaman zaman beni korkutan, zaman zaman bana öğüt veren, yeri geldiğinde seviyeli bi ilişkimizin olduğu, git dediğimde gidebilen karabasanlarımdan biri bana tecavüz etti.
Nasıl ya? diyebilirsiniz ama evet oldu, hem de gündüz vakti.....
O kadar ki bi yerden sonra baktım sesim çığlığım çıkamıyor koyverdim gittim.
Nasıl bi sapıklık bu? diyebilirsiniz ama bu olayı gerçekten yaşadım.
O derece çaresiz bi boyuttayım...
Gönderen ecs zaman: 7/04/2011 06:25:00 ÖS 0 yorum
Pazar, Temmuz 03, 2011
Oh la la depression
Efendim ailecek depresyondayız....
Bu pazar günü annem ve ben ancak 12 de kalktık... saat 1 olduğunda ikimizde başka köşelerde kendimizi yatar halde bulduk... ve bütün gün hiç bi şey yapmadan öylece yattık.
Kuzenimin mezuniyet töreni olmasa kalkacağımızı da zannetmiyorum. Zaten ayıp olmıycağını bilsek hayatta kalkmazdık yerimizden.
Durumumuz bayağı kötü.
Açıkçası ben anneme git hap al dedim. Kendisi 'pasiflora içiyim' dedi ama cevabım 'kafana kimyasal girmeli' oldu. Hatta birazdan kendisine psikiyatri bölümü olan bi hastanenin linkini e-mail atıcam ki randevu alsın.
Aslında ben de başlamak istiyorum ama bi ay sonra buralarda olmıycağım düşünülürse o tarafta başlamam daha doğrusu. Hem oraya adapte olmama isteği hem de arkadaşlarımdan ailemden ayrılcak olmam depresif tarafımı iyice depreştiricek bu bi gerçek. Artık orada da insanlar benden hoşlanmazlarsa gerçekten çıkışı olmayan bi yola girebilirim. FYI.
Ama annemin acil çıkması lazım depresyondan. Çünkü daha önce girdiği olmuştu, çocuktum hatırlıyorum, bütün gün yatıyo evde, hiç bişi yapmıyo. Depresyon kaynağı işi ve gerizekalı beni amerikaya yollıycak diye işten de çıkmıyo.....
Gerzek, ' çocuğum çocuğum' diye diye kendi kalmıycak. Ki zaten bugünlerde iki lafından biri 'bakalım yarına kalır mıyım'... Hayır bilmiyo ki bende de suicidal düşünceler var... Ben onu düşünüyorum diye bu yola başkoymuyorum o gerzek o zaman beni hiç düşünmüyo..... Çok alındım.... Çekip gidicem sonra arkamdan çok ağlar....
Durumumuz feci yani....
EDIT: efendim depresyon nedenim kullandığım ilaçmış... Prospektüsü okuma zahmeti gösterince anladım.... Bırakıcam bakalım ne olucak..
Gönderen ecs zaman: 7/03/2011 07:38:00 ÖS 0 yorum