Pazartesi, Ağustos 15, 2011

Party in the usa...

Başlayalım artık değil mi? bu ilk yazım biraz uzun olucak olabilir ama okuyan olmıycağı için no problemo...

Efenim yolculuk maceramızdan başlayalım. Dubai aktarmalı geldim ben bu güzel yu es ey denen memlekete. Evet salak gibi önce 4 saat doğuya gittim sonra aynı yolu tekrar teperek 14 saat de dubaiden new york a uçtum. Bu meşaakatli yolculuk sırasında ne bir gecikme, ne bir erteleme, iptal hiç bişi yoktu. Türbülansa bilem girmedik.

Sonra biz new york a geldik. Otobüs terminaline gittik önce bi saat otobüs bekledik. Sonra 12 civarı otobüsümüz kalktı. Mutluyduk, saat 5- 5.30 gibi Syracuse de olucaz, eve gidicez, dinlenicez umutlarındaydık. Saat 2 civarı mola verdik. Ve orada kaldık....

Gerizekalı otobüs bozuldu. İlk bi saat çalışsın diye uğraştı adam olmadı. Sonra şirketi aradı başka otobüs gelsin diye.... Ve tam 3 saat sonra geldi o yeni otobüs.  Yani biz 4 saat bekledik orada.... Amerikadan ilk hoşgeldinim böyle olmuş oldu.

Neyse sonrasında sorun yoktu. Ev arkadaşım ve annesi bizi içeri almak için evdeydi. Beklediler tabii bizi onca saat.

Ev arkadaşım: kendisini sadece 1 saat görebildim. ama iyi birine benziyor... Zaten bütün evi yerleştirmişler.... doğru düzgün bişi almamıza gerek kalmadı. Tabak, tencere takımından, elektrik süpürgesine kadar her şeyi getirmişdurumda.... Çok iyi kız bence

Evim ve odam: Evimiz şirin. 4 katlı binanın en üst katında. Bütün apartman graduate öğrencileri. Tanışırız herhalde daha sonra. Karşımıza 2 kız taşındı ama tanışamadım daha..
Odam, hımmm kendisi birazcık küçük. Sabancı'nın tek kişilik odaları kadar, bir tane minnacık camım var ve odam kuzeye bakıyor... Bu durum bi tek benim odam için geçerli tabe. Roommie ciğimin odası salonumuzdan büyük, öyle diyim size. Ama pek şikayet edicek konumda değilim bu konuda çünkü kız evi buldu, her şeyi ayarladı yani ne diyeyim....
Odam güzel seviyorum ben, tek sorunum aşırı gıcırdayan yatağım. Değil üzerinde farklı aktiviteler yapmak olsun, uyurken dönerken ben bile çıkardığı gürültüye dayanamıyorum. Ne yapacağım bir meçhul bu konuda... Tek derdim bu olabilir gerçekten....

Syracuse: Dünyanın en gereksiz yeri. Gerçekten şehir demem ben buraya. Kasaba.. Şehir merkezinde hiç bişi yok. Otobüs saatleri çok seyrek. ama en azından alışveriş merkezlerine otobüs var. Bence bu da bişidir.

Yalnız insanlar çok leş. Yani amerikada gördüğüm en leş insanlar. Gördüğümüz her 10 insandan 7si abartısız obez.  Ayrıca hiç bi kişinin güzel giyindiğini görmedik yani... Garip bunlar ya... Misal bi amca var. Kendisi bize yardım etti o ayrı da onu gittiğimiz her alıiveriş merkezinde gördük. Bi de dertli, herkese her seferinde aynı cümlelerle aynı şeyi anlatıyo. Bunun 8 senelik bi sevgilisi varmış ama bundan bayağı para yürütmüş. Kadını savmış ama kadının ailesinin bi bölümü hala bunun evinde yaşıyomuş. Bu da 2 köpeğim var onları gezdiriyorum, geziyorum bütün gün en azından eve geldiğimde yemeğim oluyo diye kendini avutuyo işte.
Başka bir abi de otobüste yanında oturuyorum, saçların çok güzel diye muhabbete girdi ama o kadar alçak sesle konuşuyodu ki sadece gülümsemekle yetindim bi ara....
Bi de bi kaç gün üst üste aynı yerlere gidince falan, hep tanıdık yüzler görür oldum... Yakında kaynaşıcam şehir sakinleriyle sanırsam =D

Durum budur.... Yerleştik evime... Bi kaç gün NYC ye kaçıcaz, oradan da annemi uğurlayıp tek başıma dönücem Syracuse'a. Galiba asıl kabuslar ondan sonra başlıycak :/



0 Comments: